Kolombiya Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada, marketlerde satılan şişelenmiş sularda tahmin edilenden 10 ila 100 kat daha fazla plastik parçacık olduğu tespit edildi. Bu parçacıklar, insan saç telinin binde biri kadar küçük olduğu için mikroskop altında bile zor görülebiliyor. Çalışma, nanoplastiklerin, sindirim sistemi veya akciğer dokusundan kan dolaşımına geçerek vücuda zarar verebilecek sentetik kimyasalları taşıyabileceğini ortaya koydu.
Sentetik Kimyasalların Tehlikeleri
Nanoplastiklerin vücuda girmesiyle, özellikle endokrin bozucu kimyasallar olan bisfenol, ftalatlar, alev geciktiriciler, PFAS ve ağır metaller gibi maddelerin organlara taşınması riski artıyor. Rutgers Üniversitesi’nden Dr. Phoebe Stapleton, yapılan hayvan deneylerinde bu tür kimyasalların embriyo gibi hassas yapılarda dahi bulunduğunu belirtti. Uzmanlara göre, plastiklerdeki kimyasallar vücut ısısıyla serbest kalıyor ve kan yoluyla organlara ulaşabiliyor.
Cam Şişeler de Risk Taşıyabilir mi?
Plastik kaplar yerine cam veya paslanmaz çelik kapların kullanımı önerilse de, Türkiye’de yapılan bir araştırmada cam şişelerdeki bazı maden sularında bile mikroplastik parçacıklara rastlandı. Bu bulgu, üretim sürecindeki aşamaların da önemli olduğunu gösteriyor. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, Türkiye’de yaygın tüketilen içeceklerden alınan örneklerin %15’inde mikroplastik tespit edildi.
Kanser Riskine Etkisi Henüz Bilinmiyor
Çalışmalara rağmen, nanoplastiklerin doğrudan kanser riski oluşturup oluşturmadığı hala belirsiz. Ancak uzmanlar, nanoplastiklerin hücre ve dokulara sızarak sağlık üzerinde potansiyel tehlikeler oluşturduğunu ve bu konudaki araştırmaların derinleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.