SİYASET
Giriş Tarihi : 23-03-2021 11:47   Güncelleme : 23-03-2021 11:47

''Türkiye bir yönetim kriziyle karşı karşıya.''

Türkiye, Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınmasının ardından dolarda yaşanan sert yükselişi tartışıyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Merkez Bankası’nda yaşanan görev değişimine karşı tepki gösterdi ve "Türkiye, bir yönetim kriziyle karşı karşıya" dedi.

''Türkiye bir yönetim kriziyle karşı karşıya.''

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gece yarısı imzaladığı bir kararnameye Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılma kararına da tepki gösterdi. Akşener, Erdoğan'ın sözleşmeyi, yetkisini ve haddini aşarak iptal ettiğini söyledi. Akşener, "Ya kadınları korumayı seçeceksiniz, ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz” ifadelerini kullandı.

Partisinin grup toplantısında konuşan Akşener, şunları söyledi:

“Türkiye, bir yönetim kriziyle karşı karşıya. Türkiye, hukuksuzlukla, adaletsizlikle karşı karşıya. Türkiye, milli iradeye yapılan saygısızlıklarla karşı karşıya. Cumartesi sabahı itibariyle yaşananlar, beş bin yıllık devlet geleneğimizin, başımıza bela edilen bu ucube sistemde, ne büyük bir tehdit altında olduğunun göstergesidir.

Sayın Erdoğan’ın elinde, oyuncak olduğu gerçeğine sessiz kalamayız. Devleti, şahıs şirketi zannettiklerini biliyorduk. Devleti, gelin, görümce ve damatlar için, makam kapısı gördüklerini biliyorduk. Devletin malını deniz, yemeyeni de keriz gördüklerini de biliyorduk. Ama bugün artık öyle bir noktaya geldiler ki; Devletmiş, anayasaymış, kanunmuş, artık hepsi önemiz birer detay haline geldi. Kendilerini, saray sefasına öyle kaptırdılar ki; Millet iradesini umursayan, memleketin geleceğini düşünen kalmadı.

Bu anlayışla yönettikleri Türkiye’de; Sayın Erdoğan’ın paşa gönlü ne istiyorsa, o oluyor, o yapılıyor.

Sırf canları istedi diye uluslararası bir anlaşmayı feshedebiliyorlar. Sırf canları istedi diye, gecenin bir yarısı, itibarı bağımsızlığından gelen Merkez Bankası’nın, bir başkanını daha görevden alabiliyorlar.

Sırf canları istedi diye Türk Milleti’nin kutlu iradesini hiçe sayıp, demokrasinin, hukukun, devlet insanlığının gereklerini yerle bir ediyorlar. 

Anayasamız diyor ki; ‘Anayasada, kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.’ Yani diyor ki; ‘Cumhurbaşkanı’nın karar ve işlemleri, Anayasa’nın ve kanunların üzerinde değildir, onlara tabidir.’ Oysa bir bakıyoruz, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, kendisine ek yetkiler verilmiş ve Sayın Erdoğan, millet iradesini hiçe sayan o kanunsuz yetkiyle gece yarısı aklına esmiş, ve İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmiş… Bu yetki aşımı, milletimiz için hak gaspıdır.

Sayın Erdoğan, panik içerisinde, ‘Kimin gözüne nasıl girerim? Kimden nasıl siyaset devşiririm?’ diye çırpınıyor. Sırf, çarpık zihniyetli bir azınlığa şirinlik yapacağım diye, Türkiye’de, şiddet gören, istismar edilen, tacize, tecavüze uğrayan, kadınların, çocuklarımızın güvenliğini, kutsal aile yapımızı kurban ediyor. İşin özü işte budur.

İstanbul Sözleşmesi’nin hedefi belli: Kadınları, çocukları ve aileyi koruyup kollamak.

Bu kadar net. Ya kadınları korumayı seçeceksiniz, ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz. Ya çocuklarınızı kollamayı seçeceksiniz, ya da çocuk tacizcilerine yol vereceksiniz. Ya ailelerinize sahip çıkacaksınız, ya da yuvaların yıkılmasına göz yumacaksınız. Bu kadar basit.

Piyasalar için, istikrar ve güvenin adresi olması gereken Merkez Bankası’nı yap-boz tahtasına çevirmeleri de işte bundandır. Biliyorsunuz, daha 4 buçuk ay önce Damat Bakanı göndermek pahasına göreve getirdikleri Merkez Bankası Başkanı da Cuma gecesi itibariyle gitti. ‘Damadı affettik’ diyorlardı, onun gidişine sebep olan başkan ‘Görevden alındım.’ dedi. Görevden alındığı için, bir de teşekkür etti… Zaten her giden, nedense bir rahatlıyor. Her gidende bir huzur, bir ferahlık, son derece ‘zen’ bir tavır…Hayretle izliyoruz. İnsan, ister istemez soruyor; Sizi nasıl bir ateşe atıyorlar ki, ekonomideki tablo, aslında ne kadar kötü ki, görevden alınınca bu kadar rahatlıyor, üstüne bir de şükranlarınızı sunuyorsunuz? Memleketi nasıl bir cendereye soktunuz ki; giden her biriniz, ‘Allah sonumuzu hayır etsin’ diyorsunuz.

Merkez Bankası Başkanı’nı, göreve geldikten dört buçuk ay sonra, bir gece yarısı görevden almak, akıldan ve mantıktan uzak, ekonomiyi de uçuruma sürükleyen bir adımdır. Türkiye, Sayın Erdoğan’ın, düşünmeden aldığı şuursuz kararlar sonucunda hem yüksek faizin acı reçetesini ödüyor, hem de yükselen kur ve artan enflasyonla boğulmaya mahkum oluyor.”