Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, PKK'nın terör örgütü olarak varlığını sonlandırma kararını değerlendirdiği yazısında, son yıllarda Türkiye'de benzer şekilde kutlanan ve büyük başarılara imza atıldığı düşünülen süreçlere atıfta bulundu. Özdağ, Annan Planı, AB tam üyeliği ve Dolmabahçe mutabakatı gibi örneklerle bu tür politikaların genellikle dış destekle şekillendiğini ve başarı olarak sunulduğunu vurguladı.

Fesih Kavramının Yanıltıcı Olduğu İddiası
Özdağ, fesih kavramının hukuken sadece tüzel kişiliğe sahip yapılar için geçerli olduğunu belirterek, bir terör örgütünün feshedilemeyeceğini, bunun yerine silah bırakıp teslim olması gerektiğini söyledi. Ayrıca, PKK'nın örgütsel yapısını dağılmadığı, aksine yeniden yapılanarak ve yabancı destekle Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus-devlet yapısına saldırı yapmayı sürdürdüğü ifade etti.

Barış Kelimesinin Yanıltıcı Kullanımı
Süreci "barış" olarak nitelendirmenin yanıltıcı olduğunu savunan Özdağ, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter bir devlet olduğunu ve bu yapının altında birbiriyle mücadele halinde olan halklar olmadığını belirtti. Barış kelimesinin, zihinleri bulandıran bir araç olarak kullanıldığını ileri sürdü.

Yasal ve Anayasal Değişiklikler Belirsiz
Özdağ, PKK'nın kayıtsız şartsız teslim olmadığını ve hala galip gördüğünü ifade ederek, fesih ve silah bırakmanın belirli şartlara bağlandığını söyledi. PKK'nın varlığına son verme kararının alınmasının, yasal ve anayasal değişikliklere bağlandığını ve hangi değişikliklerin yapılacağına dair belirsizliklerin bulunduğunu belirtti.

Lozan ve Türkiye Cumhuriyeti’ne Saldırı
Özdağ, PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş anayasası olan 1924 Anayasası'na karşı saldırı başlattığını iddia etti. Terör örgütünün, Anayasamızın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ilk 4 maddesine savaş ilan ettiğini söyledi. Ayrıca, infaz yasası değişikliğinin sadece Abdullah Öcalan’a yönelik olmayıp, terör örgütüne örtülü bir "af" hazırlığı oluşturduğunu savundu.

Öcalan’ın Yeni Rolü ve Politika Gelişmeleri
Özdağ, Öcalan’ın DEM Parti genel başkanı ve eş başkanların yardımcı konumlarına oturmasının beklendiğini belirtti. Bunun yanı sıra, Öcalan’ın Barzani ve Talabani aileleri üzerinden Kuzey Irak, PYD üzerinden Suriye ve PJAK üzerinden İran’a yönelik politikalar geliştirmeye devam edeceği yönündeki endişelerini dile getirdi.