DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
İlkay Yaprak
İlkay Yaprak

Özlü Söz Hastalığı ya da The Social Dilemma*

Sosyal ağlar vazgeçilmezlerimizden olduğundan bu yana her birimizi kendimizi ifade edebileceğimiz ‘özgür’ bir alan bulmanın rahatlığıyla yazıp, paylaşıp, ‘like’layıp duruyoruz. Bütün bunlar öylesine gündelik yaşamın parçası haline geldi ki, sorgulama gereği bile duymuyoruz. 

Oysa sosyal ağlar 90’lı yılların sonlarına doğru hayatımıza girdiğinde, bugün özlü sözleri nedeniyle ‘blok’larımızdan nasibini alan büyüklerimizin gözünde ‘deccal’di. 

Tıpkı geçmiş zamanda radyo ya da televizyonun payına düşeni aldığı kadar internet de kötülüklerin yayıcısıydı ve ahlâkımızı bozuyordu. 

Şimdi ne oldu da büyüklerimizin elinden telefon düşmez oldu?

Bunun elbette birden fazla yanıtı var fakat ne kabul ederler ne de bizim buraya yazmaya edebimiz izin verir. 

Bu bahsi diğer olarak kalsın ama sayın okuyucu, bunu mutlaka kendi içinde de sorgulamalısın. 

Gelelim sosyal ve kültürel ögelerden arındırılmış sosyal medyaya. Bu sosyal medya ne ki böylesine bağımlıyız?

Beynimizin ödül mekanizmasını harekete geçiren sosyal medyanın insana yaşattığı haz, bağımlılık nedenlerinden bir tanesi. Bir diğeri ise nöro-bilimsel çalışmaların ilerlemesi ve her sosyal ağın ‘niyet okuyucu’ algoritmalarla kendini sürekli geliştiren yapay zekâlardan aldığı destek.

Öyle ki aynı anda, aynı bağlantı üzerinden kişisel sosyal medya hesaplarında gezinen bireyler, gündem olan bir konuya ilişkin aynı ‘post’ları görmüyor. İşte buradan başlayan çatışma, toplumun hızla ayrıştırılmasının ilk adımı.

Manipülasyonlar ve seçim sonuçlarına ilişkin haberleri hemen herkes görmüştür. Sosyal medya ağları Facebook ve Twitter üzerinden, özellikle Rusya’nın ABD seçimlerine müdahil olduğu ve seçim sürecinde Amerikan halkını manipüle ettiği iddiası uzun süre dünya gündemini meşgul eden konulardan bir tanesiydi.
 
Bugün aynı sosyal medya, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözlerini sansürlemekle gündemde. Ayrıca yine Covid-19 sürecinde bilgi kirliliğinin getirdiği olumsuzluklar da cabası. 
Tüm bu iddialar, çatışmalar, ‘post’lar, ‘like’lar, beğenilme, haz vs. derken araştırmalar da tek tek bilimsel dergilerde yerini almaya başladı. 

Digital 2020 October Global Statshot raporuna göre, global sosyal medya kullanıcı sayısı 4.14 milyar olarak belirlendi. Yani bugün dünya nüfusunun yüzde 49’u sosyal medya kullanıcısı. 

Yalan haberlerin sosyal medyada yayılma hızının, normal haberlere oranla altı kat daha fazla olduğu saptandı. Dünya genelinde ortalama internet kullanım süresinin yedi saat olduğunu düşünecek olursak, bu hız şaşırtmamalı. 

Bizler, radyo dinlerken, vlog izlerken, bir diziyi beğenirken ya da bir filmi kaçırmamak için internetten gözümüzü alamazken arkada neler oluyor derseniz; The Social Dilemma derim!

Sosyal medyanın bizzat yaratıcıları, kendi yarattıkları canavarın kendilerini nasıl esir aldığını güzelce dile getirmişler. Bunda bir beis yok, her insan hata yapar. Üstelik bu hatalarını telafi etmek için çocuklarını bu canavardan nasıl uzak tuttuklarını itiraf etmeleri ise neredeyse ‘tatlı.’

Fakat tatmin edici mi? Hayır. 

‘Deep fake’ net biçimde aktarılmadan, Çin’in 1200 km öteden ‘kuantum bilgisayarlar’ ile kurduğu bağlantının getireceği sonuçlar net biçimde analiz edilmeden bu anlatılanlar ‘hikâye.’

Asıl ‘dilemma’; bundan sonra ne olacak?

Hangi özlü söze sığınacağınızı şimdiden seçseniz fena olmaz!

*Dilemma: İkilem

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sizce, Ak Parti Kahramanmaraş İl Başkanı kim olmalı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA